16/10/2009 · Kategori: Oyun
Arkadaş biliyorsunuz ki yakın zamanda çıkacak bir oyun.. çok güzel olacağını umuyorum.. ve sizinle incelemesini paylaşmak istedim..
Modern savaş sanatı yeniden belirleniyor!
İkinci Dünya Savaşı konulu yapımlar arasında çok özel bir yeni bulunan Call of Duty serisi, dördüncü oyunuyla birlikte modern arenaya ayak basmış ve büyük bir ilgiyle karşılaşmıştı. Dünyayı tehdit eden Rus terörizmini ve Orta Doğu�daki karışıklığı konu edinen Call of Duty 4: Modern Warfare, neredeyse tüm otoriteler tarafından "Yılın oyunu" unvanıyla taçlandırıldı. İlk yapımın piyasaya çıkışından kısa bir süre sonra yeni oyunun geliştirilmesine başlayan Infinity Ward, Modern Warfare 2 (MW2) ile heyecanlı operasyonları geri getiriyor.
Sovyetler uslu durmuyor
Yeni oyunumuzun ismi, Modern Warfare 2. Artık Infinity Ward'ın geliştirdiği yapımlarda "Call of Duty" ibaresinin yer alması düşünülmüyor. Konuya gelirsek, ilk Modern Warfare'da yaşanan olayların ardından birkaç yıl geçmiştir. Imran Zakhaev'in öldürülmesinin sonrasında bazı gelişmeler yaşanır. Vladimir Makarov isimli bir Rus, hem intikam almak, hem de yarım kalan nükleer faaliyetleri tamamlamak için harekete geçer. Bunun büyük bir tehlike unsuru olduğunu fark eden güvenlik güçleri, oluşturulan "Task Force 141" isimli özel bir timi bölgeye gönderir. İlk oyunda olduğu gibi yeni yapımda da alternatif gerçeklikte bir senaryo bulunuyor. Ekipte yer alan Gary "Roach" Sanderson isimli bir acemiyi kontrol ediyoruz ve yanımızda, ilk maceradan da tanıyacağımız Soap MacTavis kıdemli bir asker olarak yer alıyor.
E3'te gösterilen oynanış demosu, Makarov hakkında bilgi edinmek için Kazakistan'da yapılan özel bir operasyonu konu alıyordu. Yönettiğimiz karakteri ve yanımızda bize Soap'ın eşlik ettiğini görüyoruz. Oyunda ilk dikkat çeken nokta olarak, kesinlikle karakter animasyonlarını gösterebiliriz. Koşmalar, ani hareket etmeler, düşmanların vurulunca verdiği tepkiler ve atlama gibi aksiyonlar görülmeye değer. Özellikle adamlarımızın düşmanlardan kaçarken bayırdan takla atarak inmesini ve sonunda kayarak durup, arkalarına dönüp ateş etmelerini şaşkınlıkla izledim. O andaki sürtünme sonucu zemindeki karların etrafa yayılması gibi ince detaylar da çok hoş olmuş. Bunu sadece bir örnek olarak verebiliriz. Yapımda bunun gibi birçok yeni detay bulunuyor.
Dünya çapında operasyonlar
Senaryo modunun oyuncular için doyurucu bir tat bırakacağı söyleniyor. Üzerinde yer alacağımız detaylı ve alternatifi bol haritalar, görevlerimizi tamamlamak için bize hiç olmadığı kadar çok fırsat sunacak. Rio De Jenario, Sibirya, Kazakistan gibi dünyanın birbirinden farklı noktalarında operasyonlarda bulunacağız. Kar motoru, helikopter gibi araçları kullanabilecek, hatta deniz altında bile ilerleyebileceğiz. Yüzme unsuru da, yeni yapımla birlikte seriye dâhil edilen bir özellik olarak karşımıza çıkıyor.
Modern Warfare 2'de singleplayer yanında bir de Special Forces modu yer alacak. Bu sayede World at War ile ilk kez seriye dâhil olan co-op oynanış, Modern Warfare 2 ile inanılmaz bir ivme kazanacak; çünkü Special Forces sıradan olmayan, başlı başına hazırlanmış ayrı bir başlık. Silahlarınızı, araçlarınızı ve hatta kalkanlarınızı alabilecek, operasyonlarda sırt sırta çarpışabileceksiniz. Yeni araç-gereçlerin yanında yeni silahlar da yer alacak. Örneğin yapıma eklenen yeni radar silahı sayesinde, görüş alanımız kısıtlı olsa dahi, silah üzerinde yer alan radarla bölgede yaşanan tüm hareketliliği takip edeceğiz. Zaten oyun ekranında hiçbir gösterge yer almıyor. Bu sayede daha dinamik bir atmosfer elde ediliyor.
Kalite kokusu
Multiplayer modlar hakkında henüz detay verilmek istenmiyor. Fakat ilk oyunda bulunan devrimsel Perk sistemi, daha da geliştirilerek ve yeni özellikler eklenerek Modern Warfare 2'de yer alacak. Üzerinde durulan en önemli noktalardan bir tanesi de bu. Infinity Ward, Modern Warfare 2 için hazırlanması planlanan DLC paketlerinden de söz etti. İlk olarak Xbox 360 için çıkacak olan paket, sonraki bir zaman diliminde diğer platformlar için de boy gösterecek. Zira halen Live üzerinden 13 milyon kişi Modern Warfare oynuyor.Yapım, ilk oyunda kullanılan ödüllü grafik motorunun biraz daha modifiyeli versiyonuyla hazırlanıyor. Gelen açıklamalara göre MW2, 60 FPS değerinde çalışacak. Yukarda da bahsettiğim gibi; karakter animasyonları, silah detayları, karların savrulması, düşmanı vurunca sıçrayan kanın duvarda iz bırakması gibi ince detaylar, ışıklandırmalar ve her bir mekânın özenle tasarlanması, oyunun görsel olarak iyi olacağının bir kanıtı. İşitsel bakımdan da her zaman kaliteli olan seri, MW2'de Wesker'ı seslendirme ekibine dâhil etmiş. Resident Evil serisindeki ünlü Albert Wesker'a hayat veren Ken Lally, yapımda yer alıyor.
Modern Warfare 2, önceki üyelerinde de olduğu gibi çok uluslu oynanış unsurunu bulunduruyor. Yani birden fazla farklı karakteri yönetebileceğiz. 10 Kasım'da PC, PS3 ve Xbox 360 için raflarda olacak olan Modern Warfare 2, yılın en iyi FPS oyunu olmaya aday.
16/10/2009 · Kategori: Oyun
2000 yılında çıkan Shogun: Total War'dan sonra Creative Assembly, birbiri ardına çıkardığı Total War serileriyle iki farklı oyun türü olan RTS (gerçek-zamanlı strateji) ve sıra-tabanlı stratejiyi leziz ve akıl dolu bir şekilde harmanlamayı başardı. Total War oyunları, şövalyelerin ve kralların çağında koskoca bir ülkeyi ve o ülkenin ordularını yönetmenizi, müttefiklerinizi seçmenizi, kısacası tarihi yeniden kendi kafanızdaki haliyle oluşturmanızı sağlıyor. Total War oyunlarından herhangi birini oynuyorsanız, ülkeyi yönetme şekliniz size kalmış. İster politik bir ülke olun ve müttefiklerinizle masa başında dünyaya hükmetmeye çalışın ister zafer süngünün (bu durumda kılıcın) ucundadır felsefesi ile size tehdit oluşturan her ülkeyi katledin.
Deniz savaşları
Total War serilerinin en sonuncu halkası olan Empire Total War, önceki oyunların aksine yakın tarihi konu almıyor. Diğer yandan Rome: Total War kadar eskiye de dayanmıyor. Empire: Total War'ın konusu 18. yüzyıl olacak ve Fransız devrimini, Amerika'nın bağımsızlık savaşını bizlerin oynama fırsatı verecek. Oyundaki en güzel yeniliklerden biri de deniz savaşlarını birebir olarak oynayabilmemiz olacak. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu.. cümlesini belki de tam anlamıyla yaşayacaksınız çünkü 18. yüzyılın en önemli olaylarından biri tüfeğin icat olması. Yönettiğiniz ülke teknoloji olarak geride kaldıysa ve düşmanlarınız tüfeği çoktan icat ettiyse işiniz oldukça zor olacak. Anlayacağınız Empire: Total War, emperyalizmin oluşumunu gözler önüne serecek ve herkese kendi emperyalizmini kurmasını sağlayacak. Creative Assembly'nin kurucularından Mike Simpson, yeni oyunun geçtiği tarihin, içerisinde bulunduğumuz dönem açısından en iyi seçim olduğunu söylemesi de zaten 18. yüzyılın tarihte ne kadar önemli bir yere sahip olduğunun bir göstergesi.
Konu olarak böyle önemli bir yüzyılı alması, Empire: Total War'ı daha da çekici kılıyor. Avrupa tarihini birebir olarak yaşama, hatta yeniden yazma düşüncesi bir çok oyuncuyu oturduğu yerde delirtmeye yetiyor. Liderliğiniz, hırsınızı büyük ölçüde ateşleyecek ve tüm Avrupa'ya sahip olmak isteyeceksiniz. Eğer İskandinav taraflarında bir ülkeye sahipseniz, Akdeniz'i ele geçirmek için bir çok deniz savaşlarını tecrübe edeceksiniz demektir. Tabi Amerika'yı unutmamak gerek. O sırada bir de Fransız ihtilali olur ve Avrupa iyiden iyiye karışırsa? En küçük bir kıvılcım bile büyük bir savaşı tetikleyebilecek, bir çok zaman komşunuza bile tam kuvvet saldırmak zorunda kalacaksınız. Hem de bütün bu heyecan verici olayları oturduğunuz yerde yaşayacaksınız. Gerçekten 18. yüzyıl tarihine baktığınızda Avrupa'da bir çok ülkenin birbirine tahammülü kalmamış ve en küçük şeyler bile bahane edilerek devasa savaşlar yaşanmıştı. Bütün bunların deneyimini yaşamak ise nasıl bir duygu olacak herkes merakla bekliyor.


18. yüzyılda ülkelerin savaş alanındaki taktikleri büyük devrim yaşamıştı ve "paldır küldür" savaş dönemi sona ermişti. Ülkeler artık ordularını daha akıl dolu bir şekilde savaşa sürüyor, her zaman ön planda tüfekliler ve topluları tutuyorlardı. Empire: Total War'da da rakipleriniz bu stratejiyi uygulayacak ve sizden de bu stratejiyi uygulamanız beklenecek. Eğer "benim ordum dünyanın en güçlü ordusudur" diyebiliyorsanız savaş alanında tüm kılıçlı adamlarınızı önden sürmekte serbest olacaksınız fakat unutmamanız gereken şey, düşmanınızın sizi kılıçlı adamlar veya at üstünde okçularla beklemeyecek oluşu. En güvendiğiniz ordunuz, düşman ordusuna yaklaşmadan topçular ve tüfekliler tarafından savaş alanının çimenleriyle buluşabilir. Eski Total War oyunlarında her zaman kılıçlı ordunuzu önden sürmek sizi başarıya ~{}~YASAK KELİME~{}~ ürürdü fakat Empire: Total War ile bu değişmiş oldu. Hatta bu konuyla ilgili Mike Simpson da bir açıklamada bulundu: "Artık süvarilerinizi birbiri ardına düşman ordu üstüne sürmek, orduyu daha çabuk kaybetmek anlamına geliyor. Böyle yapmak yerine, akıllıca bir strateji izler ve süvarilerinizi doğru zamanlama ile savaş alanına sürerseniz o zaman düşman ordu sayıca sizden fazla olsa bile savaş büyük ihtimalle sizin lehinize sonuçlanacak." Bu da demek oluyor ki ordunuzun savaş alanındaki dağılımını "taş-kağıt-makas" şeklinde yapmalısınız. Düşmanınızın savaş alanına sürdüğü orduya karşılık, yerinde bir ordu sürmüşseniz sorun yok fakat gidip de çabuk harcanacak bir ordu sürmüşseniz o zaman savaş alanına ilk "güle güle" diyen siz olacaksınız. Sonuçta iyi ordu kurmak da sizin elinizde. Teknolojinizi çabuk geliştirir ve ülkenizi kusursuza yakın yönetirseniz zaten çok az ordu size direnebilecektir. Mike Simpson'dan bir başka taktik ise şöyle geldi: "Bunu yaparken başlarında bir bölükbaşı "hazır ol, ateş!" diye bağırır. Eğer Empire: Total War'da bu taktiği uygularsanız savaşta büyük avantaj elde edeceksinizdir. Çünkü onların bir bildiği vardı ki öyle diziliyorlardı". Anladığımıza göre, Creative Assembly ekibi 18. yüzyılı her anlamıyla iliklerimize kadar hissettirmek istiyor.
Fizik yasaları
Oyunun fizik motoru da bir hayli geliştirilmiş olacak. Balistiklerle vurduğumuz alanlarda oluşan tahribat, savaşa da etki edebilecek. Diyelim ki nehrin yanına balistiklerinizle ateş açtınız. Ateş altında kalan yer çökecek ve nehrin suyuyla dolacak. Yumuşayan toprak da oraya doğru kaymaya başlayacak. Bu sayede sadece balistiğin vurduğu kişiler değil, çevredeki birimler de oluşan tahribattan etkilenecek. Ayrıca balistiği etkili kullanmanız çok önemli. Yenilenen fizik motoru sayesinde gerçekçi bir atış sayesinde tahmin ettiğinizden daha fazla asker öldürebileceksiniz.
Ölen askerlerin kanları da oldukça gerçekçi bir biçimde savaş alanında yer alacak. Genel olarak grafikler bizleri kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacak gibi gözüküyor. Göze hoş gelen bir çok yenilik, Empire: Total War'da mevcut.
Ayrıca gözü yoran gereksiz detaylardan da kaçınılmış durumda. Empire: Total War'da olan en büyük yenilik şüphesiz deniz savaşları. Artık sadece karadan değil denizden de savaşacaksınız ve bu savaşlar, oyunda ülkenizin kaderini oluşturacak kadar önemli olacak. 18. yüzyılda ülkeler birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışırken yararlandıkları en önemli alanlar denizlerdi. Donanması kuvvetli olan ülkeler, yıllarca kazandığı toprakların keyfini sürdü. Creative Assembly de bunu iyi düşünmüş ve deniz savaşlarını Empire: Total War'ın en önemli parçalarından biri haline getirmiş. Creative Assembly'den Mike Simpson, serinin önceki oyunlarında da deniz savaşları yapmak istediklerini her platformda belirtmişti. "İşi kuralına göre yapmak istiyorduk" diyen Mike, Empire: Total War'da deniz savaşlarını eklediği için bir hayli mutlu. Artık bir kıtayı keşfetmek için sağlam donanmaya sahip olmanız gerekecek. bir şehri hem denizden hem karadan kuşatmak şüphesiz ki sizi başarıdan başarıya koşturacak. Aynı şekilde siz de ülkenizin kıyılarını düzgün bir biçimde savunmalısınız. Aksi halde düşmanınız donanmasıyla koskoca ülkenizi yerle bir edebilir.
Sır kalanlar
Empire: Total War'da yer alacak ana görevler, oyun tam anlamıyla bitirilmediği için henüz açıklanmamış durumda. Şu ana kadar belli olan görevler ise Almanya, Büyük Britianya, İspanya, Osmanlı İmparatorluğu ve Amerika'nın görevleri. Bu görevlerle oynamak oldukça zevkli olacaktır. Oyunda her ne kadar tarihi baştan yaratma şansınız olsa bile belli başlı tarihsel olayları değiştiremeyeceğiz. Örneğin 1700'lü yıllarda başta İngiltere olmak üzere İspanya, Fransa gibi ülkeler köle ticareti işindeydi ve İngiltere'yi seçip melek gibi bir lider olsanız bile köle ticareti işinde olacaksınız.. Mike Simpson konuyla ilgili "kimseyi üzmek istemeyiz fakat 18. yüzyıl, şu an yaşadığımız coğrafyayı oluşturan yüzyıldı ve bunun büyüsünü bozmak istemedik" diyor.
Empire: Total War şüphesiz ki Total War serisini en iyi şekilde devam ettirecek. Konu itibariyle seçilebilecek en iyi tarih seçilmiş durumda. Oyundaki yenilikler de bir hayli sevindirici. 2008 yılında oyuncularla buluşacak olan Empire: Total War, lider olmak isteyenler için mükemmel bir oyun olacak. Serinin fanları ve türün meraklıları da Empire: Total War'dan oldukça memnun kalacak gibi gözüküyor.


Not(1): Arkadaşlar ön inceleme olduğu için çıkacak, olacak, yapılacak gibi yazılmış oyun çıktı..
16/10/2009 · Kategori: Oyun
|
Medal of Honor'ın dönüşü paraşütle oldu!!
Medal of Honor'la bundan seneler önce tanışmıştık. 2. Dünya Savaşı'nın acımasızlığını ve ortamını oyunculara sonuna kadar sunmuştu. Mesela Normandiya Çıkarması sahnesini kim unutabilir ki? Sadece Singleplayer olarak değil, çoklu oyuncu modunda da başarılı bir yapımdı. Multiplayer'da oynarken zaman su gibi akıyordu. EA daha sonrasında MOH'un ek görev paketlerini çıkartarak devamını getirdi. Sadece PC'de değil, PSP'den PS2'ye kadar çoğu platformda bile kendini gösterdi. Son olarak Pacific Assault'la, Pasifik taraflarına gitmiş ve Japonlara karşı savaşmıştık. Aradan zaman geçti ve sonunda artık bir kült haline gelen MOH, Airborne ile geri döndü.
 
Karadan değil havadan
Medal of Honor: Airborne'nu bir süredir takip ediyordum. Ekran görüntülerinden ve videolarından o savaş atmosferini yeniden başarılı şekilde, göz önüne taşıyacağına emindim. Canlandırdığımız karakter 82. Hava İndirme Takımı'dan Paraşütçü Piyade Boyd Travers. Kendisi oldukça başarılı bir asker ve onun gözünden savaşta yaşadıklarını canlandırıyoruz. İtalya'dan, Hollanda'ya; Fransa ve Almanya'ya kadar savaşıyoruz. Airborne'da ilk dikkat çeken noktayı grafikler oluşturuyor. Oyun seride görsel anlamda bir devrim yapıp, çıtayı bir üste taşımış. Unreal 3 motoru kullanılarak yapılan Airborne'da, genel olarak hoş bir görsellik sunuyor. Patlamalar, modellemeler ve çevrenin kaplaması gayet güzel. Özellikle patlama efektleri sanki savaştaymışsınız hissini verebiliyor. Grafik motoru genel anlamda iyi iş çıkarmış, yalnız arada bir iki ufak eksiklik var. Unreal 3 yüzüne yapım içinde AA(Anti-aliasing) eksikliği var. Ayrıca grafiklerin tadını almak ve akıcı bir şekilde Airborne'u oynamak için, iyi bir sisteme ihtiyaç var diyebilirim. E6300 işlemci, 1 GB ram ve Nvidia 8800 GTS ekran kartında oyunu iyi bir şekilde, yüksek ayarlarda oynayabildim. Size tavsiyem 1 GB ram, 2.8 Ghz işlemci ve en aşağı Nvidia 7600 veya ATI X1600 ekran kartını işinizi görecektir.
Seslerde genel olarak başarılı. Efektler kulakları tırmalamıyor. Oyun için yeterliler ama gene de sanki bir eksiklik varmış hissini verebiliyorlar. Seslendirmeler iyi yapılmış, ama açıkçası en çok hoşuma giden nokta müzikler oldu. Zaten EA Games, Airborne'nun Soundtrack'ni ayrı olarak satıyor. İsterseniz satın alabilirsiniz. Özellikle ana menüde çalan parça çok hoşuma gitti. Zaten müzikler savaş atmosferine tam olarak uyuyor. Unreal 3 Engine'la yapılan oyunlarda genel olarak bir fiziki etkileşim vardı. Fakat nedense Airborne içinde fizik unsuru pek fazla yok. Birkaç şeyin kırılması veya parçalanması dışında aslında fazla etken bulunmuyor. Bu aslında büyük bir eksiklik sayılmayabilir. Çünkü genel olarak oyunun kolay yapısından dolayı fizik etkileşimin olmaması, bazı açılardan göze batmıyor.
Vur kaç ilerle
Airborne'nun oynanışı son derece tek düze ve kolay. Ancak bu tek düzeliği ortadan kaldıran farklı etmenler de var. Görevi istediğimiz noktadan başlatıp, farklı bir noktada bitebilmesi unsuru var. Paraşütle aşağı inerken, illaki belirli olan yere inmeye mecbur değiliz. Kendi istediğimiz bir yere inebiliyoruz. Bu bir binanın çatısı olabilir, bir sokak olabilir. Bu nokta oyuncuya bırakılmış. Ancak indiğimiz yeri iyi ayarlamamız gerekli olacaktır. Düşmanların ortasına inerseniz ruhunuzu özgür bırakmaya hazır olun derim.
Bunlar dışında yapımda aslında yapılacak olanlar hep belli ve tek düze gidiyor. Yapmamız gereken görev yerine doğru düşmanları öldürerek ilerlemek. Zaten sol alttaki haritadan görev yerinin nerede olduğunu ve düşmanlarınızın yerini görebiliyorsunuz. Özellikle düşmanların yerlerini görmek atmosferi baltalıyor. Aslında düşmanlarımızın yerini göremeden ilerlesek bence çok daha iyi olurdu. Zor olacağı kesindi ama gerçekçilik hissi daha fazla olurdu. Görevler genel bildiğimiz klasik şeylerden oluşuyor. Şurayı patlat, düşmanların gelmesini engelle, askerlere yardım et tarzı görevleri yapıyoruz. Bazı zamanlar alternatif yollara sahibiz. Mesela ilk görevimiz olan düşman uçaksavarlarını patlattığımız bölümde, istersek bir binanın çatısını kullanıp üstlerden ulaşıp düşmanlara saldırabilir veya yanımızdaki arkadaşlarımızla beraber direk olarak önlerine çıkıp birebir savaşabiliriz. Aslında bu alternatif dediğim yollar belirli olan kısa yollar. Ama oyundaki çizgiselliği bir nebze bozabilen güzel etmenlerden biri.
Silahlar silahlar
2. Dünya Savaşı'da bir askeriz ve çok silah olmadan olur mu? Tabii olmaz. MOH: Airborne güzel bir silah yelpazesine sahip. Zaten MOH serisi silah çeşitliliği bakımından her zaman bolca sayıya sahipti. Kendi silahlarımız dışında, yine düşmanların da silahlarını alıp kullanabiliyoruz. Tepkimeler de gerçekten güzel yapılmış. Bir makineli tüfekle ateş ettiğiniz zaman, tepki olarak sarsılıyor ve hedeften sapabiliyor. Güzel bir ayrıntı hoşuma gitti. Silahları yeniden "Reload" etmek bile gerçekçi yapılmış. Mesela M1 Garand'ın mermisini hep istediğimiz zaman dolduramıyoruz. Mermileri belli paketlerden oluşma ve bu mermi paketi bittiği zaman Garand'ı doldurma imkanına sahibiz. Yanımızda bir tabanca, 2 tane tüfek, 2 çeşit el bombası taşıyabiliyoruz. Silahlar konusunda gerçekten hoş ince ayrıntılar var. Ama bir ayrıntı var ki, bence ortamı baltalayan bir saçmalık olmuş. Tabancamızın mermisi bitmiyor. Bu cidden hoşuma gitmedi. Birde ek özellik olarak görevlerdeki başarımıza göre silahlarımızı da geliştirebiliyoruz. Her silah için 3 gelişme aşaması bulunuyor. Böylece silahlarımız daha fazla hasar verebiliyor ve daha düzgün ateş edebiliyorlar.
 
Airborne'da gerçekten güzel bir şeyler denenmiş. Mesela hedef alma sistemi bunların başında yer alıyor. Normal olarak ateş edebilirken, sağ fare tuşuna basarak hedef alarak dikkatli bir şekilde ateş edebiliyoruz. Ama asıl yenilik burada devreye giriyor. Hedef aldığımız zaman karakterimiz olduğu yere iyice sabitleniyor ve silahların tepkimesi de en aza iniyor. Bu durumda eğer W'ye basarsak karakterimiz yere yatıyor. A ya da D'ye basarsak olduğu yerden kafasını sağa veya sola çıkartıp dikkatli bir şekilde bakabiliyor. Bu özellik çok işimize yarayacak. Siper alıp yatarak kendimizi koruyabiliriz. Olmadı binanın köşesine sığındığımızda, sağ fareye basıp hedef almaya geçtiğimizde, kafamızı silahla beraber köşeden hafifçe çıkartıp düşmanlarımızı öldürebiliriz. Bunun dışında eğer normal olarak yere yatmak istersek veya silahla beraber kafamızla sağı solu kontrol etmek istersek yapamıyoruz. İllaki bunları yapmak için sağ tuşa basıp, hedef almamız lazım. Oldukça güzel bir sistem olmuş. Bunun dışında bir de grafiksel olarak ince ama hoş bir ayrıntı daha var. Artık hızla koşarken eğer durup sağa veya sola dönmeye çalışırsak, ekran birkaç saniye bulanıyor ve sonra netleşiyor. Bu da gerçekçiliği körükleyen ince bir detay.
|
«
Previous ::